Mart, 2026

Yeşil dönüşüm sanayide yeni rekabet alanı yaratıyor

Yeşil dönüşüm sanayide yeni rekabet alanı yaratıyor

 

İklim krizi ekonominin kurallarını yeniden şekillendirirken, sanayi şirketleri için rekabet avantajı artık yalnızca üretim hacmi veya etkin maliyet yönetimi gibi faktörlere bağlı değil. Düşük karbonlu üretim süreçleri de artık belirleyici bir rekabet faktörü olarak karşımıza çıkıyor.

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uygulamalarla birlikte, karbon maliyetinin ticarette belirleyici bir unsur haline geldiği yeni dönemde, düşük karbonlu üretim kabiliyeti şirketlerin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu doğrudan etkiliyor.

Assan Alüminyum olarak küresel yassı alüminyum sektörünün liderlerinden biri olarak, 'Geleceği Tüketmeden Üretiyoruz' anlayışıyla sürdürülebilirlik odaklı yenilikçi çözümler geliştiriyor ve karbon emisyonunu azaltma hedeflerimize katkı sağlıyoruz.

Bugün Dilovası ve Tuzla tesislerimizde yıllık 360 bin tonluk üretim kapasitemizle ambalajdan otomotive, inşaattan dayanıklı tüketime kadar birçok sektöre hizmet verirken; üretim süreçlerimizi daha verimli, daha düşük karbonlu ve daha döngüsel hale getirmeye odaklanıyoruz. Çünkü geleceğin sanayi ekosisteminde güçlü kalabilmenin yolu sürdürülebilir üretim kapasitesini artırmaktan geçiyor.

Döngüsel ekonominin güçlü malzemesi

Alüminyum, sonsuz kez geri dönüştürülebilmesi ve hafifliği sayesinde döngüsel ekonominin en güçlü malzemelerinden biri. Bu nedenle otomotivden ambalaja, yenilenebilir enerji teknolojilerinden inşaat sektörüne kadar pek çok alanda sürdürülebilir dönüşümün önemli bir bileşeni olarak öne çıkıyor.

Ar-Ge çalışmalarımız sonucunda geliştirdiğimiz 3423 ve 6005A geri dönüşüm dostu alaşımlar, geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı sayesinde geleneksel alaşımlara kıyasla yüzde 85’e varan oranda daha düşük karbon salımı sağlıyor. Bu ürünlerimiz özellikle inşaat ve otomotiv sektörlerinde sürdürülebilir alternatifler sunuyor.

Enerji dönüşümü ve düşük karbon hedefi

Alüminyum üretiminin enerji yoğun yapısı nedeniyle enerji dönüşümü sürdürülebilirlik stratejimizin kritik bir parçası. Bu doğrultuda Manavgat’taki hidroelektrik santralimiz ve Karaman’daki güneş enerjisi santralimiz ile yenilenebilir enerji yatırımlarımızı güçlendiriyoruz. Ayrıca Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikalarımız (IREC) ile pazar bazlı Kapsam 2 emisyonlarımızın tamamını dengeleyebiliyoruz.

Assan Alüminyum 2050 Karbonsuzlaşma Yol Haritası kapsamında karbon ayak izimizi 2030 yılına kadar 7, 2035 yılına kadar 3 tCO₂e/ton seviyesine düşürmeyi ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyoruz. Bu hedefler yalnızca çevresel sorumluluğumuzun bir parçası değil, aynı zamanda Avrupa Yeşil Mutabakatı ve SKDM gibi küresel düzenlemelere uyum açısından da stratejik bir gereklilik. Sürdürülebilirlik performansımızı uluslararası standartlarla teyit ederek, tüm üretim ve geri dönüşüm tesislerimiz için Aluminium Stewardship Initiative (ASI) Sürdürülebilirlik Performans Standardı Sertifikası aldık. Ayrıca, dünya çapında şirketlerin çevresel etkilerini şeffaf bir şekilde raporlamasını sağlayan, iklim değişikliği ve su yönetimi gibi sürdürülebilirlik başlıklarında performanslarını ölçen küresel bir platform olan CDP’de ikinci kez global ortalamanın üzerinde skor elde ettik.

Yeşil finansman dönüşümü hızlandırıyor

Yeşil dönüşüm sürecinde finansman modelleri de önemli rol oynuyor. Uluslararası finans kuruluşları sürdürülebilir projeleri destekleyen yeni araçlar geliştirirken, sanayi şirketlerinin dönüşüm yatırımları da hız kazanıyor.

Bu bağlamda, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında sağladığımız 20 milyon Euro tutarındaki uzun vadeli kredi desteğiyle, Dilovası ve Tuzla tesislerimizde karbon azaltım yatırımlarımızı hızlandırıyoruz. Hurda kullanımını artıran, enerji ve gaz tüketimini azaltan bu yatırımlar yüzde 100 Yeşil Ekonomiye Geçiş niteliği taşıyor ve Paris Anlaşması ile AB Taksonomisi’ne uyumlu şekilde ilerliyor.

Yeşil dönüşüm aynı zamanda Türkiye sanayisi için önemli fırsatlar barındırıyor. Güçlü üretim altyapısı, stratejik coğrafi konumu ve Avrupa pazarına yakınlığı sayesinde Türkiye, küresel tedarik zincirlerinde giderek daha kritik rol üstleniyor. Ancak bu avantajın kalıcı hale gelmesi, teknoloji yatırımlarının, verimlilik odaklı üretim modellerinin ve sürdürülebilirlik yaklaşımının kararlılıkla sürdürülmesine bağlı.

Bu dönüşümün aktif bir parçası olmayı hedefliyoruz. Geçtiğimiz senelerde de International Finance Corporation’dan (IFC) sektörümüzde ilk olma özelliğine sahip yüzde yüz iklim etiketli yeşil krediyle de bu dönüşüme katkı sağlayan yatırımlarımız hayata geçirildi. Düşük karbonlu üretim teknolojilerine yaptığımız yatırımlar, döngüsel ekonomi uygulamalarımız ve yenilenebilir enerji projelerimizle hem kendi operasyonlarımızı dönüştürüyor hem de müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunuyoruz.

Uzun vadeli bakış açımız, alüminyum sektöründe çevresel sorumluluk ile rekabet gücünü birlikte geliştiren bir üretim modeli oluşturmak.